Üyelik | Giriş
Ana Sayfa  |  Müşteri Hizmetleri  |  İletişim
Sepetim (0)
Ağlamak Güzeldir

9,49 TL   KDV Dahil
› Satın alın ya da sepetinize ekleyin.
(Ürün miktarını sepetinizin bulunduğu sayfadan güncelleyebilirsiniz.)
› Lütfen adet seçiniz
 
 
Teknik Özellikler Ödeme Seçenekleri   

Ağlamak Güzeldir

Düşünce
Ağlamak güzeldir
Yak bir sigara
Köprü
Yalnız kullar (Tanrım)
En uzun gece
Biliyorsun
Ben her bahar aşık olurum
Lunapark
Hoşgörü


Süzülürken Yaşlar Gözlerimizden

Yıl 1981; toparlanmaya, yaralarımızı sarmaya karar verdiğimiz günler.

Başta ?yolunu kaybetmişler? olmak üzere, herkesin daha fazla ihtiyacı var müziğe. Hele hele ?hislere tercüman? olacak şarkılara ihtiyaç büyük. Kimimiz aç kalmış, kimimiz açıkta; büyük bir kısmımızda durum ise şu: ?İkisi bir arada.?

?Süzlürken yaşlar gözlerimizden?, öyle görmüş-öyle bilmişiz ya, dört duvar arasına kaçıyor, öyle ağlıyor, öyle kadere yanıyoruz.

İşte tam o anda, tam da ?acil?e nakletmişken kendimizi hem de kendi ellerimizle, Sezen Aksu geliyor ve için için duymak istediklerimizi fısıldıyordu: ?Ağlamak, şu gelip geçici dünyada, her şeye rağmen var olmak demek; ağlamak, yaşayan binlerce duygu, insanca ve coşkulu güzel bir şeydir??

?Ah evet!? diye çığlığı basmıştık şarkıyı dinledikten hemen ama hemen sonra; ?Ne onlar, ne de bir başkası bizi yok edebildi; buna gücü yetmedi kimsenin, ?her şeye rağmen var?ız.

Yaralarımızı sarmaya başlamıştık, bir başka ?Arkadaş?ın söylediği gibi, ?el ele ve daima ileriye?.

?Ağlamak Güzeldir? albümüne ismini veren şarkı, bizzat Aksu'nun kendisine aitti. Bize daha önce ?Yaşanmamış Yıllar?dan, ?Kaybolan??lardan, ?Vurdumduymaz?lardan son derece naif, son derece insani bir biçimde söz etmiş Aksu, bu sefer ?ihtiyacımıza binaen?, Melike Demirağ'ın birkaç yıl önce sözü bıraktığı yerden (?Ağlamak ayıp değil, ağla ağlayabildiğin kadar??) almış ve ?güzel yapıyorsunuz-iyi yapıyorsunuz? demişti.

Aradığımızı bulmuştuk; istediğimiz buydu.

Geçip Gitti Fırtına

Bundan ne sonra ne olup biteceğini, neyi nasıl yapacağımızı da Aysel Gürel fısıldıyordu kulağımıza, albümün kapanış şarkısı ?Hoşgörü?yle: ?Artık bir başka duygular, bir başka dünya; insanlar gerçek yolunda, hoşgörüyle mutluluk var yanımda??

Buydu durum(umuz); bir elde sabır, diğerinde hoşgörü. Hiçbir şey, hiç kimse eskisi gibi olamayacak idiyse, ?Ne oldu da böyle oldu?? dönemini fazla uzatmadan-altında kalmadan, hakikaten geleceğe bakmalıydık; önümüzdeki günlere.

Buna erken karar verenlerdendi Aksu; her ama her şeyi ile değişmeye karar vermişti. Yalnızca söyleyeceklerini-anlatacaklarını değil, bunları ?nasıl? söyleyeceği konusunda da uzun uzun ölçüp biçmişti. Ve ?aklın yolu bir?di; popüler müziğimizi şaha kaldırmış iki isme sırtını dayamaya karar vermişti: Attila Özdemiroğlu ve Onno Tunç'a.

Bugün, bulunduğumuz noktadan geriye dönüp baktığımızda, bunun pek de zor bir karar olmadığını düşünmemiz mümkün. Şöyle düşünebiliriz: ?Özdemiroğlu ve Tunç, iki dev isim; düşünecek fazlada bir şey yokmuş, insan ?banko? bunları seçer zaten??

Öyle değil ama; hiç öyle değil. Henüz yıl 1981! Her iki müzisyen de elbette ?büyük? sıfatını çoktandır hak etmiş; ama ?vazgeçilmez? olacakları, ?dev? kabul edecekleri zamanlara biraz var henüz; bu nedenle bu ?seçim? o kadar da kolay ya da basit değil o sıralarda; ?öngörü? gerektiriyor, geleceği okuyabilme gücünü. Aksu bunu başarıyor ve ?hikaye?sinin daha uzunca bir kısmını, Özdemiroğlu ile olmak üzere, bu iki müzisyenle anlatmayı seçiyor.

Rüzgar Meltem Oldu

 ?Ağlamak Güzeldir?, Aksu'nun ?bir şarkı yazarı? olarak da, daha planlı-programlı bir biçimde dinleyicisinin karşısına çıktığı albüm oldu. Hem kendi yazıp besteledikleri, hem de Özdemiroğlu'nun bestesi ?Köprü?ye yazdıkları tam bir uyum içindeydi: ?Kuru kuru aşk değil, biraz paylaşmak; ya da bir şeyleri sevgiyle yaratmak, yüreğinde güven yol yol damar damar, böyle bir düş için bile değer inan mutsuz olmak??

Öyleydik değil mi? Halimiz buydu: Mutsuzduk.

?Ancak bu böyle sürmez?, kaos-sıkıntı-bunalım ?devam etmez?di; etmemeliydi ya da. Bunun nasıl olabileceği, bunun için ne yapmamız gerektiğinin sırrı da, bu albümde verildi bize.

Ve zaten ?Ağlamak Güzeldir?i vazgeçilmez ve iyi bir albüm kılan da buydu. Aksu ve arkadaşları (kendilerinden başladıkları ve bu konuda çok ama çok kafa yordukları için) bizi anlamış ve uzatacakları el konusunda ?nekes? davranmamışlardı.

Albüme katkısı olan hiç kimse, ?Aman bana ne; üstüme vazife değil!? dememişti. Üstlerine vazife olduğunu idrak etmiş ve girişmişlerdi işe.

Aksu-Özdemiroğlu ve Tunç dışında, anılmayı hak eden iki ?yüce? isim daha var: Aysel Gürel ve Özdemir Erdoğan. Gürel, çok değil bir yıl sonra ?Firuze? gibi bir ?efsane? yazacağını-yaratacağını muhtemelen bilerek, ?Lunapark?lardan (ah o ölümsüz dizeler, özellikle de şu: ?Lunapark gerçek mutlulukların, olsa olsa bir parmak balı, oysa aslında hepimizin masalı?), ?Hoşgörü?den dem vururken, birkaç yıl içinde Sezen Aksu ile ?gerçek bir işbirliği? tesis edecek olan Özdemir Erdoğan, ?stadyum?un içinde de-dışında da olanların,  şiddetli bir biçimde ihtiyacını hissettikleri ?slogan?ı koydu avuçlarına: ?Yak bir sigara, kül olsun dertler ucunda, bir an oh diyemezsek çekilir mi, ah bu dünya?.?

Doğru çekilmezdi; çekilmezmiş.

?Ağlamak Güzeldir?e yeniden kulak vermek, bunun böyle olduğunu bir kere daha gösteriyor.

Bir de şunu: Bu ve benzeri albümler-şarkılar olmasa, hiç ama hiç çekilmezmiş; ne 80'li yıllar, ne de sonrası.

İster ağlarız, ister ağlamayız; önemli olan, aynada kendi yüzümüze bakabilmeyi sürdürebilmek.

Önemli olan utanmamak; ne kendimizden, ne de yaptıklarımızdan. Büyük bir kısmımız, hiç ama hiç utanmadık, hiçbir zaman. ?Utanmak? gerektiğini söyleyenler utansın; ?kader? ile birlikte ya da değil.

Naim Dilmener